Parter Batı Müziği Tarihi, Makale, Biyografi, Eleştiri ve Disiplinlerarası Sanat

Schubert’in 8. Senfoni’si ve Claudio Abbado



Franz Schubert’in Bitmemiş Senfonisi tüm zamanların en sevilen ve en çok icra edilen senfonik eserlerinden biridir. Bunun birçok nedeni olsa da sayabileceğimiz maddeler arasında senfoninin içerisindeki gizem faktörünü de ekleyebiliriz çünkü Franz Schubert’in bu senfoniyi neden bitirmemiş olduğu bugün dahi cevaplanmamış bir sorudur. Senfoninin partitürü üzerinde yazan tarih 30 Ekim 1822’dir ve ilk kez 17 Aralık 1865’te Viyana’da seslendirilmiştir. Eserin enstrümantasyonu; iki flüt, obua, klarnet, fagot, korno ve trompet, üç trombon, timpani ve yaylılar (keman, viyola, çello, kontrabas) şeklindedir. Yaklaşık 25 dakika sürer.

Franz Schubert’in senfonisini neden bitirmediği hakkında fikrimiz olmasa da en azından senfoniyi bitirmediği hakkında bilgi sahibiyiz. Eserin notaları uzun yıllar boyu bir tavan arasında atıl vaziyette beklemiştir. Müzik otoriteleri iki bölümlü bir senfoninin Schubert’in elinden çıkamayacağını, bu senfoninin ona ait olmadığını dahi iddia etmişlerdir. Schubert yaşamı boyunca hiç bu senfoniden bahsetmemiştir.

Eserin ortaya çıkışı Schubert’in ölümünden yaklaşık 30 yıl sonra, 1860’lı yıllarda besteci Anselm Hüttenbrenner’in çalışmaları sonucu ortaya çıkarıldı. Anselm Hüttenbrenner romantik dönem için oldukça önemli bir bestecidir. Hem Schubert hem de Beethoven’ın ölüm döşeklerinde saf alan tek kişidir. Schubert Bitmemiş Senfonisi’nin el yazması notalarını 1823 yılında Anselm Hüttenbrenner’ın kardeşi Josef’e vermiştir. 8 Mart 1860’ta bir mektupta Josef, Anselm’in elindeki Schubert senfonisinden bahsedince Viyanalı orkestra şefi Johann Herbeck eseri seslendirmek istediğini söyler. İlk kez Johann Herbeck’in yönetiminde eser seslendirilmiş olur.

Ulaşılan eser tamamen Franz Schubert’in el yazısıyla yazılmıştır ve imzalıdır. İki bölümden oluşan eserin ilk bölümü oldukça beklenmedik kırılmalardan oluşan, müthiş bir Allegro Moderato ve ikinci bölümü ise kalp kırıcı güzellikteki bir Andante Con Moto olarak verilir. Andante bölümün arka sayfasında dokuz ölçü halinde karalanmış bir Scherzo, 3. Bölüm şeması olduğu anlaşılmıştır, hemen ardında dört sayfalık bir boşluk vardır. 1960’lı yıllarda ise Christa Landon tarafından keşfedilen yeni bir sayfanın 10 ve 20. ölçüleri içerdiği anlaşılmıştır. Bu ölçüler ani bir şekilde kesilmiştir. Schubert’in eseri neden bitirmemiş olduğuna dair birçok teori ortaya atılmıştır. Aslında Schubert’in bu dönemde bitirmediği birden fazla senfoni vardır. (muhtemelen dört adet) 1822’nin sonlarına doğru kaptığı Frengi iltihabı, kötüleşen sağlığı Schubert’in ruh sağlığını da etkilemiştir.

Franz Schubert hakkında az çok bilgiye sahip olan herkes kendisinin isminin sık sık Beethoven ile anıldığını şüphesiz fark etmiştir. Dönem müziğini Beethoven’ın senfonileri ile anmıyor olmak işten değildir. Franz Schubert gerçek bir senfoni devi olan Beethoven’a oldukça hayrandı fakat kendisiyle iletişim kurmak için fazla utangaç biriydi, üstelik senfoniler Schubert’in en “zayıf” olduğu kompoziyon alanıydı.

Müzik otoriteleri Schubert’in senfoniye olan eğiliminin Beethoven ile bir ortak nokta yakalamak olmak olabileceğini de öne sürmüşlerdir.

Eser hakkında yapılan sonsuz yorumlar arasında gaddar sayılabilecek bir müzik kritiği olan Eduard Hanslick’in sözleri de dikkat çeker, eser kendisi tarafından da epey beğeni kazanmıştır.

Schubert’in eskizlerinde eserin ilk bölümünü aslen B Majör tonunda bitirmek istediği de keşfedilmiştir. Son versiyonunda ise eser karanlık bir B Minör ile bitirilir. İkinci bölüm ise E Minör tonundadır. İlk bölümde puslu, tok ve kalın enstrümantasyona sahip bir girişin ardından eserin –hatta klasik müzik dünyasının da–  en karakteristik temalarından biri olan çelloda verilen bir melodi gelir. Bu temadan sonra hiç beklenmedik, oldukça güçlü başka bir tema verilerek karşıtlık oluşturulur. İlk bölüm sakin bir şekilde söndükten sonra Andante con moto kısmı yaylılar ile başlar. Yaylılar tahta üflemelilerle kombine edildikten sonra bölümün sonuna kadar farklı şekillerde tekrarlanan tatlı bir tema duyurulur. Bu tema ikinci bölümün omurgasını oluşturur. İlk bölümde olduğu gibi daha güçlü çıkışlarla bölüme dalgalı bir yapı hâkim olur. Sıklıkla ufak flüt soloları da duyurularak andante kısım yumuşatılır.

Birçok dinlemeden sonra eserin kabul edilebilecek en üst seviyede yapılmış icrasının Claudio Abbado’nun batonu altındaki “Chamber Orchestra Of Europe” tarafından yapılan 1988 tarihli bu kayıt olduğunda karar kıldım. Klasik repertuarın en çok sevilen eserlerinden biri olan bu eserin hissiyatının doğru şekilde verilmesi Schubert’in Romantik dönemin neredeyse odak noktasını oluşturan duruşu sebebiyle çok önemli olduğunu belirtmemde fayda görüyorum. Albümdeki diğer eseri yazıma konu etmemiş olmamın sebebi albümdeki ikinci parça, “Grand Duo Sonata In C Major” eserinin aslında piyano için yazılmış bir eser olup orkestrasyonunun Schubert’in ölümünün 9 yıl ardından besteci ve orkestra şefi Joseph Joachim tarafından yapılmış olmasıdır. Yakın zamandaki dinleme araştırmalarım orkestra şeflerinin Schubert’in orkestrasyonu üzerindeki yorumlarıdır. İtalyan şef Abbado’nun kaydına olan hayranlığım Abbado’nun Schubert’in yerleştirdiği enstrümanların vermesini istediği etkilere duyduğu saygıyı batonuna da yansıtabilmiş olmasıdır. Romantik eserlerin derin etkileri her orkestra şefi tarafından aynı profesyonellikle yansıtılamıyor olmakla birlikte Abbado’nun liderliğindeki versiyon aynı zamanda bahsi geçen orkestranın da romantik eserlere yönelik başarısını ortaya koymuştur. Abbado birçok duyguyu peş peşe barındıran bu eserin özellikle kontrast yaratan noktalarını bağlamak konusunda ince bir işçilik ile hareket etmiştir. Saydığım sebeplerden dolayı bu kaydı dinlemenizi içten şekilde tavsiye ederim.

Yazar Hakkında

Öykü Yanık

Yorum Yap

Parter Batı Müziği Tarihi, Makale, Biyografi, Eleştiri ve Disiplinlerarası Sanat