Parter Klasik Müzik, Sanat Tarihi ve Disiplinlerarası Sanat

Bach’ın Kahve Kantatı

Cantata: Schweigt stille, plaudert nicht (“Coffee Cantata”), BWV 211

Kahve! Arap kültüründe erkekler eve yeterince kahve getirmezlerse eşleri onları yasal olarak boşanabilirlermiş. Kahve sever biri olarak çok geçmişte okumuştum bunu. Pek kıymetli tabii kahve severler bilir, o zamanlar da bir hayli pahalı olsa gerek ki evlilikler bitiyormuş. Balzac da günde 50 bardak kahve içermiş. Yanlış duymadınız 50 🙂 Şimdi sizlerden de duyar gibiyim, eh ben de 4-5 bardak içiyorum dediğinizi.

Evet böyle efsanevi hikayelere sahip kahvenin günümüz macerası, nesilleri, hissettirdikleri,demleme şekilleri derken gelelim konumuza. 

Bach yaşamı boyunca hiç opera bestelemedi. Johann Sebastian Bach’ın içinde bulunduğu 18.yy kilise müziği bestecileri, kutsal metinlerin bulunduğu çalışma alanlarında tiyatral eserler kullandıkları için eleştiriliyorlardı. Bach’ın Leipzig’de kantor olarak yaptığı iş sözleşmesinin içeriğinde de operaya benzer eserlerin olmaması gerektiği de yazıyordu. Kiliseye giden insanların, müzikteki dramatik duygu değişikliklerinden, etkilenmemeleri gerekiyordu. 

Almanya, Johann Sebastian Bach’ın yaşadığı dönemlerde Barok Çağ’dan geçiyordu. Bu çağ, detaylara tüm dikkatlerin verildiği, üzerinde incelikle çalışıldığı bir çağ idi. Sanatçılar hayallerinin peşinden gidiyor, artık kilisenin etkisi altından yavaş yavaş kurtulmaya başlıyordu. Soylular kendi orkestralarını oluşturuyor ve sanatçıları desteklemeye başlıyordu. Müzikte kontrpuan tekniği ve armonik yapıya burada girersek konumuzdan çok uzaklaşacağımızdan hiç girmiyorum. Ama dönemin en önemli bestecisi hatta müziğin gelişimine tarihsel izler bırakan Bach’ın bu döneme katkısı binlerce belgede yerini almaya hala devam ediyor.  

Johann Sebastian Bach geldiği aile hem dindar, hem de profandı. 10 yaşında kaybettiği annesi ve babasının ardından ağabey Christoph’a emanet edildi ve organist olan ağabeyi Bach’ın eğitimini çok ciddiye alarak onu çok iyi eğitti. Gecelerce ağabeyinin kütüphanesindeki notaları kopyalayarak çalıştı. Uyumadı, kopyaladı, kopyaladı, yazdı ve yine yazdı…

Bach 14 yaşından itibaren organistlik, konzertmeisterlik, kappelmeisterlik yaptı ancak yukarıda da belirttiğim gibi hiç opera bestelemedi. Buna ek olarak da yaşamı boyunca (65 sene) 1128 eser besteledi. Kaybolan veya tamamlanmamış 23 eseri daha bulunuyor. 

En tanınmış besteleri arasında The Well-Tempered Clavier, Toccata ve Fugue in D minör, Air on the G String, Goldberg Variations, Brandenburg Concertos ve daha ayamayacağım bir çok eser var. Bach’ın Hamburg ve Dresden gezilerinde opera dinlediği ve etkilerini eserlerinden gördüğümüz de kaynaklarda geçen bir görüş. Wachet! betet! betet! wachet! (BWV 70) Kantat’ı ve Paskalya Oratoryosunda da bach’ın diyaloglarını, kahve kantatında olduğu gibi tiyartal yansımalarını hissedebiliyoruz. 

Bach’ın yaşamı boyunca neden sahne eseri bestelememiş olmasına yönelik en mantıklı açıklama ise, kendisinin hiç bir zaman büyük bir şehirde yaşamamış olması, bir mahkeme salonu ya da opera binasının bulunduğu ortamlarda bulunmamış olması düşünülüyor. Buna rağmen Bach son derece çalışkan, üretken bir besteciydi ve dur durak bilmeden çalıştığı kiliseler ve mekanlar için beste yaptı. 

Peki ya Kahve Kantatı? 

Almanya’ya kahve ilk kez 1670 yılında gelmiş ve 1694 yılında da Leipzig’de, ilk kahve içilen mekan açılmış. İnsanlar, gezginler, ticaret yapanlar da bu kahve içilen mekanlarda fikir alışverişleri yapmaya başlamışlar ve oldukça da ilgi görmüş. O kadar ki Bach bu insanlar için seküler bir müzik bestelemiş.

Yukarıdaki tüm bilgiler ışığında size bu ay ki yazımda Bach’ın 1128 arasından benim en çok sevdiğim eserlerinden biri olan “Kahve Kantatı hakkında yazmak istedim. Bu elbette benim de kahve sever bir insan olmam ile de ilişkili, Bach’ın kahve bağımlısı insanlar için yazdığı bu minik komik operet diyebileceğimiz Kantat, aslında Bach’ın kutsal eserler yazan bir besteci olmasına karşın aynı zamanda ne kadar esprili ve dini konular dışında da eserler verebildiği yaratıcı bir kişiliği olduğunu gösteriyor. 

Schweigt stille, plaudert nicht’ (‘Sakin ol, gevezelik etmeyi bırak’) isimli bu eserin büyük ihtimalle ilk seslendirilişi de Leipzig’de bir kahvehanede gerçekleştirilmiş.Kahve Kantatı ilk kez seslendirildiğinde 1732 ile 1734 yılları arasındaydı. Günümüz müzikologları ya da müzik severler o zaman dinleseler, Opera Buffaya benzer mini bir opera olarak değerlendirebilirlerdi.  

Henüz dinlemeyenleriniz var ise bu keyifli eseri dinlemenizi tavsiye ederim. Ben bu keyifli eseri Soprano Karakteri, Emma Kirkby’den ve Bas Karakteri David Thomas’tan ve Rogers Covey’in Tenor Karakteri seslendirdiği 1987 yılına ait Decca Record Company’den  dinlemeyi seviyorum.

Herkese kahve kokusu ve tadında, sağlıklı, keyifli günler, mutlu okumalar dileklerimle.

Yazar Hakkında

Ebru Kantemir

Yorum Yap

Parter Klasik Müzik, Sanat Tarihi ve Disiplinlerarası Sanat