Parter Batı Müziği Tarihi, Biyografi, Eleştiri ve Disiplinlerarası Sanat

Telif Hakları

Yaratıcı Bilinci

Gutenberg icadı ile müzik basımından önce tüm eserler el ile kopyalanırdı. Her kopyanın ilk sayfasında ise “Yazar” ifadesi ile bestecinin ismine yer verilirdi. Heinrich Isaac (d. 1450) bestelerinin ilk sayfasına kendi ismini yazardı. Aynı yolu izleyen bestecilere Josquin Desprez veya Guillaume Dufay verilebilir.

15. yüzyılda sarayların çalışan kayıtlarına bakılırsa, besteci ile icracının iki farklı meslek olarak dikkate alındığı görülür. İmparator Maximilian ile 3 Nisan 1497’de imzaladığı sözleşme ile kendisine maaş bağlanan besteci Heinrich Isaac, bu kültürün ile isimlerinden olmuştur.

Bestecinin ticari olarak tanınmasının bir diğer yolu ise aristokrasi ile kuracağı bağdan geçmektedir. Geç dönem Rönesans bestecisi Orlande de Lassus bu kategoriye örnektir. Kraliyet veya aristokrasi tarafından bu tarz görevlendirmeler, Fransız Devrimi’nin sonuna kadar sanatçılar için birincil gelir kaynağı olarak görülebilir.

Ünlü besteci Haydn, Esterhazy’ler ile 30 yılı aşkın beraber çalışmış, 1790’lar da bağımsız besteci olarak yoluna devam etmiştir. Telemann, Handel ve Gluck gibi isimler de ekonomik bağımsızlıklarını kazanmış bestecilerden olmuştur.

Bestecilik ve Ekonomi

Müziği homojen bir ürün gibi görmek mümkün değildir. Britten tarafından bestelenmiş bir yaylı sazlar dörtlüsü ile Shostakovich veya Mozart’ı bir tutamazsınız. Bilindik arz/talep kuramı müzikte söz konusu olamaz, üreticiliğe dayanak gösterilemez.

Bireysel girişimci olan besteci hem talebi hem de pazarı oluşturur.

Serbest ve Yasak

Müzikte telif, sanatçının yaratıcı çalışmasının ürünlerine uygulanabilir. Beste sürecinde kullanılan hammaddeler kamunun malı haline gelmiştir. Daha açık belirtmek gerekirse ritimler, gamlar, tonaliteler, simge ve işaretler, enstrümanlar veya formlar (piyano sonatı vb.) pazarın ortak bankasıdır.

Orta Çağ ile Fransız Devrimi arasında kalan dönemde bu kapsam en aşırı noktaya ulaşmış, melodiler de sahiplenilmiştir. Bu uzun sürenin güzide dönemleri arasında yer alan Barok ve Rönesans, tahmin edileceği üzere, eser hırsızlıklarının en üst düzeyde yaşandığı dönemler olmuştur.

Başka eserleri taklit edip yakalanan bestecilerin ilk ve en önemli kaybı prestijleridir. Konu prestij olduğunda ise akla gelen ilk örnek babası J. S. Bach’ın eserini kendi eseri gibi pazara sunmaya çalışan ve 1749 yılında suçlu bulunan Wilhelm Friedemann Bach’tır.

Müzikte telif konseptinin ilk temsilcisi, Hamburg doğumlu besteci Johann Mattheson’dır. Ona göre melodi, iki eseri birbirlerinden ayıran bir faktördür.

Tarihte bilinen ilk telif hakkı ise Venedik Krallığı (1469) tarafından baskı işi ile uğraşan Johannes von Speyer’e verilmiştir. Bu sadece bir telif değil, beş yıl sürecek tekelin de başlangıcı olmuştur.

Kitaplar dışında sanatsal ürünler ile ilgili bilinen ilk telif deklarasyonu 1676 yılında Fransa’da gerçekleşmiştir. Kral 14. Louis imzası taşıyan hükmün odağı heykeller olmuştur.

1790 Yılının Viyana’sında Müzik

Beethoven’ı ilk bağımsız besteci (freelancer) olarak tanımlamak hata olmaz zira kendisi önceki akımın, yani aristokrasi ve saray bağımlısı bestecilerin sona yaklaştığı dönemde Viyana’ya ayak basmıştı. Handel ve Telemann ağırlıklı olarak aristokrasi patronluğunda ilerlemiş, hayatlarının çok kısıtlı bir bölümünü ekonomik özgürlük ile devam ettirebilmişlerdi. Mozart bir süre ‘freelancer’ olarak besteciliğe devam etmiş olsa da finansal ve üretkenlik açısından yaşamının en başarılı dönemini geçirmediği aşikardır.

Peki bu özgürlük akımını doğruna nedenler neler olabilirdi ?

  1. Farklı finansal olanaklar (Endüstri devrimi, varlığın soyluların tekelinden çıkması)
  2. Müziğin sadece kalabalıkları eğlendirecek bir araçtan çok sanat olarak görülmeye başlanması

Beethoven ve Diğerleri

Beethoven’ın şöhreti, iyi ya da kötü, finansal anlamda kendisine tahmin edilen geri dönüşü yapmamıştır. Napolyon savaşları, Avrupa’yı etkisi altına alan aydınlanma ve devrim, sanatçının bestelerini etkilediği kadar yaşantısına da damga vurmuştur.

Sanatçı her zaman kralların ve soyluların buyruğunda değil kendi özgür şartlarında müzik yapmak istemiştir. Bunu büyük ölçüde başarmış olsa da seçtiği yolun bedellerini, maddi ve manevi olarak ödemiştir.

Bestecinin başlıca gelir kaynakları şöyledir:

  1. Piyano çalmak, özel ve kamu konserleri vermek
  2. Sipariş usulü beste
  3. Yayınevlerine satmak için beste
  4. Bağışlar
  5. Az da olsa özel dersler

1800’lü yıllarda işitme yeteneğini kaybetmeye başlayan bestecinin 1815 yılında sahne kariyeri bitmiştir. Az sayıda performans sergilemiş olmasına rağmen gösterişli ve büyük salonları kullanma şansını yakalamıştır:

MekanYılPrömiyer
Burgtheater1800Sptet (Op.20), 1. Senfoni, 1. Piyano Konçertosu
Theater an der Wien18033. Piyano Konçertosu, 2. Senfoni
Theater an der Wien18053. Senfoni
Theater an der Wien18085 ve 6. Senfoni, 4. Piyano Konçertosu, Op.80, Op.86
SenfoniYayınevi GeliriGişe Geliri
190 Gulden KMBilinmiyor
2700 Gulden KM1390 Gulden KM
31100 Gulden KM
41700 Gulden KM
5 & 6450 Gulden KM
7 & 81125 + 585 Gulden KM
9550+ 600Gulden KM168+ 500 Gulden KM

Ölümünden iki hafta önce, basılı müziğin onaysız çoğaltılmasını engellemek için Alman Meclisine verilen, Czerny, Spohr, Ries ve Spontini imzasını taşıyan dilekçeyi imzalamıştır. Süreci başlatan besteci ise bir diğer ünlü isim Hummel olmuştur.

Fikri mülkiyet hakları için verilen mücadele başarılı olamamıştır. Bunun başlıca nedenleri arasında eyaletler arasında yasama farklılıkları gelmektedir. 1834 yılında Viyana’da gerçekleşen federal bakanlık konferansı ile yasadışı kopyalama ülkenin tamamında yasaklanmış, 8 Kasım 1837 yılında, Hummel’in ölümünden 3 hafta sonra, federal yasa olarak yayınlanmıştır.

Kaynak: Albinsson, Staffan. “Early Music Copyrights: Did They Matter for Beethoven and Schumann?” International Review of the Aesthetics and Sociology of Music, vol. 43, no. 2, 2012


Yazar Hakkında

Cihan Barut

Yorum Yap

Parter Batı Müziği Tarihi, Biyografi, Eleştiri ve Disiplinlerarası Sanat