Parter Klasik Müzik, Sanat Tarihi ve Disiplinlerarası Sanat

Devlet Opera ve Balesi

Opera İzleyicisinin Kısa Tarihi ve Türk Burjuvazisi

Fransız kralı 15. Louis’in opera yerleşimine göre üst düzey soylular en önde yer alan localara yerleştirilmişti. Bu düzenin katılımcıları için opera önemli bir etiket ve kendini gösterme alanıydı.

1749-1757 yılları arasında 135 adet birinci sınıf loca abonesi vardı. Bu abonelerin 4’ü sıradan vatandaş, 3’ü varlıklı Paris sosyetesiydi. Kalan kişilerin %51’i prensler, dükler ve saray yetkililerinden oluşmaktaydı. Birinci sınıf localar ile prestij aynı anlama gelmekteydi.

Fransız devriminden sonra idareyi ele alan Jakoben kulübü, salonları ideolojik seyirci ve repertuvar ile doldurdu. Devrim önce düşmanlarını, sonra kendi çocuklarını yok etti. Yeni yönetim ortada bir denge sağlamak istedi. Devrimin getirdiği yıkımın külleri arasından ışıltılı bir cemiyet ön plana çıktı. Savaş için silah satanlar, tefeciler, arsa sahipleri ve bankerler yeni düzenin burjuvalarıydı.

1799 darbesi ile iktidara gelen Napolyon, eski rejimin soylular için ayırdığı locaları hükümetin kuvvetli yöneticilerine verdi. Prestij, protokole boyun eğdi.

İmparator ile gelen bir diğer yenilik ise izleyicilerin temsil başına bilet alması oldu. 1788 yılında 368 kişi tarafından loca kiralarken bu rakam 1809 yılında 53′ ve 1812 yılında 26’ya düştü. 1785-89 yılları arasında 1.5 Milyon Frank gelir elde eden opera, 1806-10 yılları arasında sadece 641.000 Frank kazanabildi.

Yukarıda devrim öncesi ve sonrası Paris’ten bahsettim. Tüm bu uygulamalar, dökülen kan ve kurumsal hafıza elbette Fransa’da hapis kalmadı. Avrupa ile başlayarak dünyanın geneline hakim olacak düşünce ve sanat iklimleri doğdu. Ülkemiz de bu akımlardan etkilendi. Sanatsal olgunluğunu dünyadan yüz yıllar önce yaşayan Paris’ten örnekler ve rakamlar paylaşmaya devam edeceğim. Bunu yapmaktaki amacım “idol” yaratmak değil, ideali tartmaktır.

Paris’ten Ankara’ya

Ankara’daki opera sahnesi 621 koltuk sayısına sahip. Buna Leyla Gencer Sahnesi ‘de eklenince Başkentte 1.286 koltuk sayısına ulaşıyoruz. İstanbul 1.018, İzmir 1.151 ve liste böyle devam ediyor. Devlet Opera ve Balesi’nin 6 ilde toplam 9 sahnesi mevcut. Toplam koltuk sayısı ise 5632. Paris Operası (Opéra Garnier) 1.979 koltuk kapasitesine sahip ve şehrin nüfusu 2.1 Milyon (2020)

Fiziksel ve mali kaynak eşitsizliği, henüz veri paylaşmamış olmama rağmen ilk aklınıza gelen düşünce olabilir. Haklısınız ancak buradan yola çıkarak elde edeceğimiz sonuçlar ve bulgular sanat kurumlarının doğru yön tayini için önemli ve tavsiye niteliğinde olacaktır. Unutmayalım; kıyaslama değil uygulamanın en iyi temsilcisini analiz ederek öz eleştiri yapmaya, mevcut şartlarda neler yapılabileceğine odaklanacağız. Bu beyin fırtınası içerisinde öğrenilmiş acizlik yerine eleştirel düşünceler de sunacağımızı, bu düşüncelerin adam sendeci gruptan farklı olarak soyut duygulara değil somut raporlara dayandırılacağını da şimdiden hatırlatmakta fayda görüyorum.

Üst Yönetici Sunuşu

Ülkemizdeki ulusal ve uluslararası sanatsal etkinliklerde kalite, hizmet ve eğitim bakımından çok yönlü bir faaliyet gösteren Devlet Opera ve Balesi aynı zamanda seyirci yelpazesinde geniş kesimlere ulaşma başarısını da her sezon artırmakta, evrensel klasik sanatların ülkemizde yerleşmesi ve gelişmesine azim ve emekle imza atmaktadır.

DOBGM, Faaliyet Raporu, 2019

Temsil ve ulaşılan kesim ile ilgili rakamlar daha somut bir fikir verebilir:

SezonKoltuk SayısıGösteri SayısıSeyirci Sayısı (Bin)
2013-201410.288830400
2014-20156.398759337
2015-20166.398685273
2016-20176.398684281
2017-20185.970648293
2018-201911.672614322
2018-2019 [Paris]1.979513780
TÜİK, Opera, Bale, Orkestra, Koro ve Topluluk İstatistikleri, 2019, Türkiye

2018-19 sezonundaki koltuk sayısının iki katlanması sizi şaşırtmasın, düzenlenen festivallerin koltuk sayıları da tabloya eklenmiş.

Paris Operası’nın istatistikleri 25-65 yaş için geçerli. Ülkemizde bu grubu temsil eden nüfus 42 Milyon. Koltuk ve gösteri sayısı ile çıkarımda bulunmak hatalı sonuç verecektir zira insanlar salon büyüklüklerine ve gösteri sayısına göre katılım göstermez.

Paris’in 2.1 milyon nüfusu ile 780.000 opera ve bale seyircisi yaratması %37’lik devasa bir katılımı işaret ediyor. Ülkemizde bu oran %1. (42 Milyon / 322.000 seyirci)

Nasıl Başarıyorlar?

Paris Operası’nın yıllık faaliyet raporunda bulunan bazı indikatörler ülkemizde yayınlanmıyor veya takip edilmiyor. Bunların en önemlilerinden birisi prodüksiyon rakamları. 2018-2019 sezonunda toplam 37 prodüksiyonları var. Bunların 23’ü opera (11’i yeni!) ve 14’ü bale (8’i yeni!)

Bizim programlara göz attığımda 2010,11,12… yıllarında izlediğim eserlerin (Bir Tenör Aranıyor, 4. Murat, Harem vb.) hala repertuvarda olduğunu görüyorum. Yeni eserler ile sonuç alır mıyız? Evet. “Troya” eseri, Ankara Congressium Sahnesindeki iki temsiliyle 6.000 seyirciye ulaşmış.

Bir diğer indikatör olan yaş grupları yönetim için oldukça önemli. Bu indikatöre göre strateji belirlenmeli. Paris Operası’nın 2018-2019 sezonunda ağırladığı 780.000 seyircinin 62.000’i 25-34 yaş aralığında. 35-50 yaş grubu ise 132.000 kişi ile katılım göstermiş.

Bu takibin ülkemizde yapılıyor olması çok önemli ve kolay zira biletleme işlemi yapan aracı kurumlar üyelerinden hayli değerli bilgileri topluyor.

Bütçe

Tahmin edildiğinin aksine, kültür sanat projelerinde her işin başı para değil. Oldukça etkileyen bir faktör ancak sonuçları kesinlik arz etmez.

Devlet Opera ve Balesi’nin 2019 yılında 375 Milyon Lira bütçe gideri mevcut. Bu tutarın %82‘si (308 Milyon TL) personel gideri.

Paris Operası’nın aynı döneme sirayet eden bütçesi € 230 Milyon, yaklaşık 1.5 Milyar Lira (2019 ortalama €/TL kuru 6,35) Bu rakam bizim bütçemizin tam 4 katı. Peki sonucu etkiler mi? Bu rakam bizim bütçemiz olsa izleyici sayımız 4 kat artar mı? Maalesef hayır.

2017 bütçemiz olan 278 Milyon TL %36 artarak 2019 yılında 378 Milyon’a yükseliyor. İzleyici sayımızdaki artış %10.

Bu finansal paradigmanın altında yatan püf nokta kaynak kullanımıdır. Basit bir ifade ile size verilen parayı nereye harcadığınız, verilen paranın miktarından daha önemlidir.

Opera ve Bale bütçesinin %82’si personel maliyeti. Paris Operası’ndaki oran %66. Bizim Opera’nın toplam personel sayısı 3.281, Paris Operası’nın 1895.

2019 yılında yatırıma ayırdıkları tutar € 18.3 Milyon. Bu paranın € 12 Milyonu ile sahneyi modüler hale getirmişler ve bu özelliğe uygun sahneledikleri yeni temsiller ile € 8.5 Milyon gelir elde etmişler.

Pandemi koşullarında bahsetmeden geçemeyeceğim. Yine 2019 yılı içerisinde € 2.1 Milyon dijital altyapı yatırımı yapılmış. Pandemiden 1 yıl önce bu işe girişilmiş olması risk yönetimi ve uzun vadede trendlerin doğru analiz edildiğini gösteriyor.

Bizdeki durumu Sayıştay’ın 2018 denetim raporu özetliyor: “Kontrol Faaliyetleri ve Bilgi ve İzleme bileşenlerine yönelik merkez birimlerini kapsayan bir iç kontrol sistemi oluşturma projesi yürütülmüş ancak Risk Yönetimi ile İzleme bileşenlerine yönelik bir çalışma yapılamamıştır”

Sayıştay Denetim Raporları ve Yorumlarım

Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü görevini ve Sanat Kurulu Başkanlığını yürüten Selman ADA tarafından operası yazılan “Başka Dünya” İstanbul’da, “Mavi Nokta” İzmir’de, “Ali Baba ve 40” Aspendos, Antalya, Mersin ve Ankara da, “Aşk-ı Memnu”
Samsun’da temsil olarak sahnelenmek suretiyle, ilgiliye 108.620,00 ( Vergiler dahil ) telif bedeli ödemesi yapılmıştır.

Genel Müdür Vekilinin bestesini yaptığı ilgili eserlerin sahnelenmesi; yine kendisinin Başkanlığını yürüttüğü Sanat Kurulu tarafından repertuvara konulması ve Genel Müdürlükçe onaylanarak yürürlüğe girmesi, eserlere ödenecek ücretlerin de yine kendisinin görevlendirdiği Müdür yardımcısı başkanlığında Telif Kurulunca belirlenmesi Etik Yönetmeliğe uygun olmadığı şeklinde değerlendirilmiştir.
2015 Denetim Raporu

Yorumum: Sanat bir emektir ve elbette karşılığı olmalıdır ancak bunun yöntem ve uygulaması her zaman tartışılabilir. Sayıştay’ın çıkardığı sonuç ve ikazı son derece haklıdır. Bu bulgu ile ilgili daha fazlasını yazmaya gerek görmüyorum.


İstanbul Devlet Opera ve Balesi Müdürlüğü bünyesinde bulunan 20 adet piyano için Kurumun Piyano akortçuları yerine, tüm piyanolar için yılda 2 defa, 6 adet piyano için ise her hafta olmak üzere ayda 4’der defa özel bir şirkete akort bakımı için hizmet satın alınarak yaptırılarak toplam 39.563,00 TL ödeme yaptırıldığı görülmüştür.

Piyanolar her hafta akort yaptırılması kabul edilemez. Devlet Opera ve Balesi diğer İl Müdürlükleri piyano akordu ihtiyacı olduğunda akort yaptırılmaktadır. İstanbul il müdürlüğü bünyesinde bulunan 20 adet piyano için akort ihtiyacı hasıl olduğunda yaptırılmalıdır. Her hafta akort yaptırılarak Kamu Kaynakları etkin ve verimli kullanılmamıştır.
2017 Denetim Raporu

Yorumum: Kabul edilebilir bir durum değil. Bu savurganlık yerine dijital altyapı için yatırım yapılamaz mıydı?


Mersin Devlet Opera Balesinde; Lütiye ( Çalgı yapan, onaran ) kadrosunda çalışan Sözleşmeli Personel olmasına rağmen Keman, Kontrbas tamir ve bakımı için hizmet satınalınması yapılarak toplam 22.197,00 TL ödeme yapıldığı görülmüştür.

Kamu idaresi cevabında; Kurumumuz Kontrbas sanatçısı …….. 2015 yılından itibaren kontrbasının kötü durumda olduğunu Orkestra Müdürlüğüne sözlü olarak beyan etmiş yeni enstrüman alınmasını istemiştir. Orkestra Müdürlüğü de bu talep karşısında 2015 ve 2016 yıllarında yeni kontrabas almak için araştırma yapmıştır. Pöllmann marka Alman malı kontrbas 33.000.- Euro olması ve bütçe yetersizliği nedeniyle alımı yapılamamıştır. Kurumumuz Lutiyesin ……. ile sazın tamir edilmesi için görüşülmüş, ancak kendisi atölyedeki olanaklarıyla bu kontrbası çalınır duruma getirilemeyeceğini kontrbasın tamiratı işinin çok uzun olduğu, atölye imkanlarının yetersiz olması nedeniyle yapamayacağını söylemiştir.

Kurum Keman, Kontrbas vb yaylı sazların tamir ve bakımı öncelikle Kurumun Lütiye kadrolu personeline yaptırılmalıdır. İlgili ile şahsen görüşmede böyle bir tamir bakımdan haberi olmadığı da ifade edilmiştir. Eğer Lütiyenin sözkonusu keman ve kontrbası onaracak alet ve edevatı yok ise bu ihtiyaçlar derhal temin edilmeliydi.
2017 Denetim Raporu


Yorumum: Tam bir çılgınlık. Konser kaydı mı alacağız yoksa orkestrada mı çalacağız? € 33.000 ‘luk (yaklaşık 150.000 TL) kontrbas için kenarda bütçe olmadığı isabet olmuş! Lutiyenin “haberim yok” yanıtı yurtdışında soruşturma açtırır ve müdürü koltuğundan edebilirdi. Farklı bir savurganlık girişiminin “yetersizlik” sayesinde engellenmiş olması.


Sonuç ve Tavsiye

Ankara’da bulunan Opera Sahnesi 621, Leyla Gencer Sahnesi ise 665 koltuk kapasitesine sahip.

Toplam 1.951 koltuk kapasitesine sahip başkentte, 2016-2019 yılları arasında geçen 3 sezonda, sezon başına ortalama 142 gösteri sahneledi. Bu temsillere ise ortalama 80.000 kişi katıldı. Bu, gösteri başına 560 seyirci eder. Yeni bir prodüksiyon olan “Troya” Ankara Congressium’da sahnelendi. Sadece iki temsiliyle 6.000 seyirciye ulaştı. Gösteri başı 3000 kişi !

Bu demek oluyor ki yönetimin artık eski repertuvar ile vedalaşması ve yeni prodüksiyonlara hız vermesi gerekiyor. Troya’nın televizyon reklamlarında da faydalandığını hatırlatırım! Opera ve Bale prodüksiyonları için TV reklamları sürdürülmeli.

Sayıştayın 2019 raporuna göre Genel Müdürlükte toplam 80 bilgisayar işletmeni mevcut. 2020 yılı performans programı verilerine göre de kurumun 585 masa üstü, 253 diz üstü bilgisayar ile 192 adet kamerası var! Peki neden hala dijital altyapımız yok? Yukarıda paylaştığım bulgular ışığında kaynakların saçma sapan harcamalara yönlendirilmesi yerine ivedilikle dijital altyapının kurulması gereklidir. Bu yatırımın pandemi ile bir bağı olmadığını ve yurtdışındaki uygulamaları örnek alacak vizyon ile – Berlin Filarmoni gibi – yapılması gerektiğini hatırlatırım.

Son olarak ölçülen istatistiklerin genişletilmesi gerektiği düşüncesindeyim. Paris Operası’nın raporunda yer verdiği seyirci istatistikleri örnek alınabilir. Örneğin 24 yaş altı katılımcı sayısı, bilet alım yöntemleri, tek sefer katılan kişi sayıları ile sürekli gelen seyircilerin sayıları vb.

Rapor düzenimizin de ivedilikle değişmesi gerekiyor. Olabildiğince gereksiz bilgi yerine üzerinde çalışılabilecek verilere yer verilmeli. Yabancı diliniz olmasa da Paris Operası’nın 2019-2020 sezon raporunu buraya tıklayarak açmanızı, görsel düzenlemelerden istatistiki verilerin sunumuna kadar estetik kurguya dikkat etmenizi rica ediyorum. Buraya tıkladığınızda da bizim 2019 yılı faaliyet raporunu inceleyebilirsiniz. Fark ortada öyle değil mi?

Eski dokuyu seven bir toplum olduğumuzu, tarihimiz ile olan bağlarımızın kuvvetini biliyorum. Paris Operası’nın yaptığı modüler sahne yatırımı, ilerisi için büyük bir vizyon. Yaratıcı ekibe alan sağlıyor. Eskinin ruhunu taşıyan binalarımız en güzel şekilde korunsun ancak yeni bir opera binası artık şart. Mevcut sahnelerin içerisine bu denli büyük bir inşaat yapılamaz.

Reform para ile değil, fikir ile mümkün. Rakamlar yön gösteriyor, takip edelim.


Kaynaklar:

-Giuliani, “Le Public et el repertoire”, 47-48
-James H. Johnson, Listening in Paris: A Cultural History, 1996
-Devlet Opera ve Balesi Gen. Müd. Faaliyet Raporları: 2015-2019
-Devlet Opera ve Balesi Gen. Müd. Performans Programı: 2020
-Devlet Opera ve Balesi Gen. Müd. Sayıştay Denetim Raporları: 2015-2019
-Paris Operası Sezon Raporları: 2015-2020

Yazar Hakkında

Cihan Barut

Yorum Yap

Parter Klasik Müzik, Sanat Tarihi ve Disiplinlerarası Sanat