Parter Klasik Müzik, Sanat Tarihi ve Disiplinlerarası Sanat

Alban Berg’in Gerçeği

Farklı disiplinler arası paylaşımların görüldüğü geçmiş dönemlerde müzik de romanlar gibi mitlerin, aynı zamanda kültürün, sürdürülebilirliği için önemli bir rol üstlenmekteydi. Kimisi direkt hikâyeyi anlatıyor kimisi mirasın müzikal coşkusunu kurallarıyla açıklıyor kimisi de hikayelerin öncülüğünde mesajlarını kodluyordu. Hikayelerden yola çıkarak mesajlarını kodlayanlar Levi-Strauss’un efsane müzisyenleri sınıflandırmasında yer almaktaydı. Efsane müzisyenleri varış noktasına ulaşmak ve verilmek istenen mesajı kodlamak adına ise yolculuk süresini bazı kurallara göre tamamlamaktaydı. Alban Berg için de hayali hikayelerden esinlenmiş bir efsane müzisyeni ve devamında da döneminin gerçek efsanelerinden biri olarak bahsedebiliriz. Öyle ki hocası Schoenberg şu sözleri ifade etmişti: “1904’te bana geldiğinde, çok uzun boylu ve aşırı çekingen bir gençti. Ama bana gösterdiği besteleri -Hugo Wolf ve Brahms’ın üslubundaki şarkılar- gördüğümde onun gerçek bir yeteneği olduğunu hemen anladım. “

II. Viyana Okulu’nun başlıca bestecilerinden sayılan Alban Berg, Webern’in de öğrencisiydi. Schoenberg ile birlikte çalışmış bu iki modernist besteci de on iki ton müziğine yönelmişti. Ancak Berg eserlerinde, Webern’in sadeliğinden biraz daha uzaktı. Müzikte duyguların ve bilginin kompozit bir bütünsellik içinde olduğunu düşünmekteydi. “Müzik, aynı anda hem duygunun hem de bilginin ürünüdür, bunun için öğrenci, besteci ve icracı olmak yalnızca yetenek ve coşkuya sahip olmayı değil, aynı zamanda uzun süreli çalışma ve düşünmenin sonucu olan bilgiyi ve algıyı da gerektirir.”  Bahsettiği özellikler her ne kadar çoğu bestecinin takip ettiğini düşündüğümüz noktalar olsa da Berg’in bu söylemi bunun ötesindeydi. Bilgisi ve algısı eserlerinin karakteristik özelliğini oluşturmuştu. Bu durum Berg’in eserlerini sadece tarihsel bir üslup meselesi olarak değil bu özelliklerin bir ürünü olarak anlamayı destekler nitelikteydi.

Titiz ve yavaş çalışmasıyla bilinen Alban Berg eserlerinde müziğin kendisini bir yok olma metaforuna doğru şekillendirmekteydi ve müzikle yaşama veda etme düşüncesine yönelmişti. Çalışmalarındaki “ölümle suç ortaklığı”, “kendinin tükenmesine karşı kibar bir samimiyet” gibi bazı özellikler onun müziğinin karakteriydi. Örneğin, Benjamin Britten’ın da takdir ettiği Berg’in en gelişmiş eserlerinden biri olan yaylı çalgılar kuarteti için Lyric Suit, herhangi bir kapanışı olmadan sonlanıyordu. Açık uçluydu ve eserin en sonunda bir ölçü çizgisi yoktu; yalnızca şefin isteğine bağlı olarak direktifine göre tamamen duyulmaz hale gelene kadar viyolalar tarafından birkaç kez tekrarlanabilir şekildeydi. Bu da yok olma metaforunu her yönüyle düşünerek işleyişinin muazzam bir göstergesiydi.

Berg’in çalışmalarının ve düşüncelerinin sonucu olarak bilgisi ve algısı, duyuları birlikte algılayabilen, sinestetik ressam Kandinsky’i akla getiriyordu. Kandinsky ile birlikte Avusturyalı ressam, mimar, şair ve oyun yazarı Oskar Kokoschka için de Berg’in müziği ile aralarında bir bağdan bahsetmek mümkündü. Kültürlü bir aileden gelen Berg bunun yanında Viyana’nın önde sanatçılarıyla da arkadaştı; Kokoschka da onlardan biriydi. Dışavurumculuk ruhundan esintilerin bulunduğu Berg eserlerinde dramatik ve müzikal özelliklerin önce aşırı yüceltilmesi ardından saflığa çözülmesi durumu mevcuttu. Nasıl ki Kokoschka’nın birçok resminde kalın renk alanları çalışması ruhundaki karmaşıklığı ve yoğun duyguları temsil edip şeyleri göründüğü gibi değil de zihnindeki gibi esere aktarmasını sağlıyorsa Berg’in serializmi Keman Konçertosunda olduğu gibi daha serbestçe bestelenmiş bir eserde kullanışı ortak paydadaydı.

Dışavurumculuğun Alban Berg ile ve hatta II. Viyana Okulu bestecileriyle özdeştirilmesi rastlantısal olmaktan uzaktaydı. Dışavurumcu resimde olduğu gibi aynı tarihsel dönemin yolundan gidilmiş, önceden var olan akım ve düşüncelere karşı alınan tutumlar ve amaç bir olmuştu. Başta tepkileri üzerine çeken bu yenilikçi girişimler sanılanın aksine gerçekçilikten ve idealizmden uzaklaşmak ve birlikten kopmak değil, öznel duygulara yoğunlaşarak asıl içindeki “gerçek” olana varmaktı.

KAYNAKÇA

A., Gimbel,. 1999. Notes, Second Series, Vol. 55, no. 3, pp. 622–624. 

B., R., Simms, 1996. Alban Berg: A Guide to Research. Garland Publishing, sf 226.

T., W., Adorno, 1997. Alban Berg. Master of the Smallest Link. Cambridge University Press, sf. 1-7.

Z., G., Özkişi, 2017. Ekspresyonizm ve Müzik: 20. Yüzyılın İlk Yarısında II. Viyana Okulu Çevresinde Gelişen “Yeni Müzik” Yaklaşımı ve Müzikal Modernizm. Sosyoloji Dergisi, 37, 143–156.

Yazar Hakkında

İpek Özel

Yorum Yap

Parter Klasik Müzik, Sanat Tarihi ve Disiplinlerarası Sanat