Parter Klasik Müzik, Sanat Tarihi ve Disiplinlerarası Sanat

Bitmemiş Senfoni

Yürüyorum.

1…2…3…

Kulağımda kulaklık, gözlerim yeşile doyuyor. Viyana’da nereye gidersem bir park buluyorum. Bitmemiş şarkılar dinliyorum, notaların arasından çıkıp gelen kelimeler benimle birlikte yürüyor. Heykeller görüyorum parkın içinde nedense o dikkatimi çekiyor. Sadece dikkatimi değil beni de kendine doğru hızla…

4…5…6…

Hayata tutunmak için tek bir an yeter!

Elimde kitabım yeşilliklere bırakıyorum kendimi. Elinde kalemi dizlerinde defteri bana bakıyor. Hayat, gittiğiniz yollar ve seçtiklerinizden ibarettir, derler. Benim içinse seçtikleriniz ile neler yaptığınızdır. Ben bu yola çıktım, bu parka geldim ve bir heykel ile sohbet ederken buldum kendimi. Ne büyük saçmalık değil mi? Salieri’den bahset bana, dedim. Mozart ile hikayesinden dolayı o kadar sevmiyorum ki kendisini. Bana sebepler ver onu sevmek için, dedim.

Kalktı yerinden, indi aşağıya, yanıma geldi ve oturdu. Salieri, Mozart’ı ne kadar kıskanırsa kıskansın, ne oyunlar çevirdiği söylenirse söylensin benim gibi müzisyenler yetiştirdiğini unutma, bunun hiç mi önemi yok, diye sorduğunda sustum. Gökyüzüne baktım çünkü verilecek bir cevabım yoktu. Ve tutunmak için sözlerine sarıldım.

Kelimeler de gerekir bazen müziğe, onunla öğrendik. O güzel eserlerin içine kelimeleri itinayla yerleştirdi.

7…8…9…

Şiirler, diyordu. Notaların arasında geziniyorlar. Onları yakalayıp kağıda hapsediyorum,  Beethoven başlatmış notalarla şiiri buluşturmayı belki ama ben alıp onları merdivenleri tırmanıyorum. Goethe sever misin, diye sordu. Neden, dedim. Şiirler, dedi. Müziğe ne kadar da yakışıyorlar, ikisinin de kendilerine göre bir ahengi var, dedi. Haklıydı.

 Bir kez daha sessizce
ağaçları ve vadiyi
dolduruyorsun
puslu parıltınla
ve sonunda ruhumu
özgür bırakarak

Yatıştıran bakışlarını
gezdiriyorsun
tarlalarımın üzerinde;
bir arkadaşın nazik
gözüyle
kaderimi koruyorsun
kalbim her yankıyı
hissediyor
hem mutlu hem de
kasvetli.
 Neşe ve keder arasında
gidiyorum
Yalnızlığımda.    

 …şiirini okuyor, Goethe’den Ay’a söylenmiş.

10…11…12…

Piyanonun tuşlarına dokunuyor birisi o “Yalnızlığımda” dediğinde. Bu şiiri piyano eşliğinde Ian Bostridge parkın sessizliğinde zihnimin içinde haykırıyor adeta çünkü Schubert bu eseri almış ve kalemi ile ay ışığına batırmıştır. Eser büyüyor. Nefes alıyorum. Kalbim çarpıyor. Böyle bir çok şiiri alıp müziğiyle birleştirdiğini biliyordum fakat böylesini… Hiç duymamıştım. Duyuyor ve zamanda geri gidiyorum.

13…14…15… yaşlarım klasik müzik dinliyorum ders çalışırken iyi geliyor. Bir yerlere gitmiyorum. Masamdayım ve sürekli çalışmam gerekiyor. Bir maraton var önümde gelecek için kaygılarımla birlikte koşuyorum. Kapat bunu kızım, diyerek annem kapımı açıp içeri giriyor. Nasıl çalışıyorsun müzikle, hiç verimli olmaz, diyor. Müzik değil o, zihnimi açan bir şaheser… demek istiyorum ama diyemeden annem müziği kapatıyor. Kafamı öne eğiyor soruların içinde kayboluyorum, bu kadar çalışmanın içinde bir nefes almak bana fazla görülüyor. Bu kontrol ve baskı… Bir anne, diyorum çocuğunu özgürleştirmeli ve yarım kalıyorum.

16…17…18… Lisans eğitimim başlıyor, nihayet on sekizinden sonra adam olunuyor bu memlekette, adam yerine konacağınızı sanarak giriyorsunuz üniversite kapısından. Yanıldığınızı anlamanız uzun sürmüyor. Bu sefer vizelere çalışmak için oturuyorum aynı masaya, açıyorum müziği ve aynı senaryo; annem geliyor. Kapatmak istiyor müziği, kapatmasına izin veriyorum, kulaklığım var çünkü. Takıyorum kulaklığımı, açıyorum sesini ve dünyanın tüm seslerinden uzak. Özgür olamadığınız da bazen kaçmak istersiniz ama size geçirilmiş prangalar vardır, uzaklaşamazsınız; böyle anlar için müzik çok iyi bir çözümdür. Dinliyorum.

19…20…21…

Yıllar geçiyor. Yıllarla birlikte bende kendimden vazgeçmeden uzaklara gidiyorum. Birçok şehirden geçiyorum, o şehirlerin başka başka sokaklarında dolanıyorum. Her bir sokakta farklı evlerde başka bir müzik karşılıyor beni. O evde yaşıyorum, zaman geçiyor. Bu kadar hızla geçen zamandan başım dönmüyor ama dünyanın döndüğü gerçeğini unutuyorum.

29…30…31…

 Ve Viyana’ya geliyorum. Yürüyorum sanıyorum ama koşuyormuşum meğer. Tam düşecekken onu görüyorum. Otuz bir merdiven çıkmış da sonunda nefesi kesilmiş ve durmuş. Binlerce şiire ruh vermiş de susmuş. Schubert’in öldüğü yaşta ve sonbaharda karşısındayım. Ölmek için otuz bir, çok erken değil mi, diye sormak istiyorum. Cevap veremez ki bana, o bir heykel. Yaklaşıyorum tam dokunacağım bir el değiyor omuzuma. Uyan, diyor annem. Schubert çalıyor birisi kulağımın dibinde. Birden gözlerim açılıyor. Yine uyudun değil mi, diye soruyor bana. Ben izlemiştim ama sen izle diye açtım, diyorum. Ekrana bakıyorum. Son sahne, kırklı yaşlarında piyano öğretmeni konser salonu girişinde kapıya dönük duruyor, filmin en can alıcı yeri. İlk izlediğimde çıkıp gidecek sanıyorum. Gitmiyor. Doğruluyorum yerimde, susamışım sehpadaki suya uzanıyorum, bardağı tutamıyorum elimden kayıp yere düşüyor. Kırıldı.  Elindeki bıçağın nereden geldiğini anlayamadan ben, batırıyor kendine. Gömleği kan oluyor. O sırada yerdeki cam parçalarını toplamaya çalışan ben, elime batırıyorum, kanıyor elim. Akan kan ile kırklarında piyano öğretmeni, evinde filmi izleyen ben ve o parkta bulunan heykeli ile O özgürleşiyoruz sanki ve Schubert çalıyor biri. Bir hayat yarım kalıyor. Otuz birinde neyi tamamlamış olabilir ki?

NOT: Yazıda bahsedilen film; The Piano Teacher!

Yazar Hakkında

Başak Yıldırım

3 Yorum

  • Harikasın BAŞAK YILDIRIM. Beni aldın Viyana’ya sonra aldın yaşadığım şehirlere köylere. Kaç kere gittim geldim bilmiyorum çocukluğum ,gençliğim ,olgunluğum,toyluğum. Koşmak gerek biliyorum yürüyerek yetişmek zor hayallere yaşanacaklara yaşamak istediklerimize. Müzik bu kadar canlı bu kadar kanlı ve bu kadar da maneviyatlı anlatılabilirdi di bence ruhumda hissettim o ritimleri notaları. Üstadların ruhları hissetmiştir biliyorum çünkü onlar dır doğuran o eserleri. Minnettarım 🙏🙏🙏🍀🧿

  • Yaaa sen ne harika birisin ,bir yaşam hikayesi bu kadar derin anlatılamazdı..Okurken annemin omzuma dokunuşunu hissettirdin.iyi ki yolumuz seninle kesişti Allah başarına başarı katsın 🧿

Parter Klasik Müzik, Sanat Tarihi ve Disiplinlerarası Sanat